18 Temmuz 2017

Açlık Kan Şekeri ve Gebelik Testi

BeratBeran1_kucuk

Ecz. Berat BERAN yazdı…

 

Bütün gün politikayla uğraştığımdan eczaneme yeterli vakit ayıramıyordum. Eczane işinin bana uygun bir mes­lek olmadığını çok kısa zamanda anlamıştım. Bu nedenle sonraları eczacılığı terk edip, ilaç imalatına geçtim. Ama o yıllarda eczanem benim ekmek kapımdı ve gerekli önemi vermem gerekiyordu. Politikadan zaman ayırmam gereki­yordu, öyle de yaptım. Eczanede ilaç satışı dışında yapılacak işlere girdim. Orto­pedik malzeme ve korse bayiliği aldım. Basit bir ortopedik bot veya korse için hastalar Ankara’ya gidiyorlardı. Bu işi sevmiştim hem para kazanıyor hem de hastalara yardımcı oluyordum. Bir gün eczaneye gelen bir pazarlamacı, bana açlık kan şekerini bir dakikada ölçen bir alet sattı. Bugün çok yaygın olan bu alet o tarihlerde çok az kişi tarafından biliniyordu. Ayrıca eczanede çok kolay ve basit bir şekil­de yapılan gebelik testleri satın almıştım. Hatta satıcı bana şöyle demişti;

 

– Eczacı Bey, Diyarbakır’da bir tek size satış yapabildim. Ne bir doktor, ne de bir eczacı ilgilendi.

 

İçimden, “En enayi benmişim.” diye düşünmekten kendimi alamadım. Fatura kesilmiş ve parası da ödenmişti. İade ihtimali de yoktu. Hemen ertesi gün Diyarbakır radyo­sunda “Beran Eczanesi’nde elektronik aletlerle kan şekeri ölçülür ve gebelik testi yapılır.” diye reklamlara başladım. Ayrıca el ilanları yaptırdım. Doktorlardan tavsiye ile hasta gelmeyince tatmin edici satış olmuyordu. Yakın dostluğum olan doktorlardan rica­da bulundum. Ayrıca bir dakikada yapılan testler, kimi durumlarda gerçekten faydalı da oluyordu.

 

Şu anda Urfa Harran Üniversitesi’nde Genel Cerrahi Kli­nik Şefi Prof. Dr. Bahattin Canbeyli ve rahmetli eşi Zeynep Canbeyli, Diyarbakır’da doktor olarak çalışıyorlardı. Bahat­tin Bey’le görüşemesek de dostluğumuz devam etmektedir. Rahmetli eşi kadın doğum doktoruydu. Karı koca çok iyi insanlardı ve Allah rahmet eylesin, Zeynep Hanım çok genç yaşta vefat etti. Gebelik testi için Zeynep Hanım’dan ricada bulundum ve tereddütsüz yardımcı olacağını söyledi. İlk gebelik testi için gelen hastayı, Zeynep Hanım göndermişti. Eczaneden içeriye köylü bir kadın ile yanında şehirli olduğu belli iki kadın girdi. Kadının elindeki kâğıtta, “Gebelik testi rica olunur.” yazıyordu.

 

İki hanım arkadaki laboratuara geçtikten sonra test için idrar aldık. Dikkatimi çeken bir şey vardı ama anlam veremiyordum. Test yapılacak kadının karnı burnunda idi. Hamile olduğunu çocuklar bile anlar, acaba Zeynep Hanım bana niye yolladı diye düşündüm. Hani beni destekle dedik­se bu kadarını kastetmemiştim. Ben testi yaptım ve test müs­pet çıktı. Kâğıda test müspettir diye yazdım ve kadınları yol­ladım. Aradan on beş dakika geçmeden Zeynep Hanım beni telefonla aradı:

 

  • Berat Bey, bu test müspettir diye yazmışsınız ama test­ten emin misiniz?Tereddüt etmeden cevap verdim;
  • Tabii Zeynep Hanım, hiç kuşkunuz olmasın, hatta testi daha atmadım.
  • Lütfen testi hemen alın ve muayenehaneye kadar gelin.Ben hemen testi aldım ve aceleyle muayenehaneye var­dım. Salonda test yapılan iki hanımla iki köylü delikanlı vardı. Fakat hanımların bana bakışları pek hoş değildi. Zeynep Hanım’ın odasına girdim ve testi masanın üstüne koydum. Zeynep Hanım korkuyor ve titriyordu, masanın üstündeki testi görünce;- Ne yaptın Berat Bey, bu test negatif?
  • Olamaz Zeynep Hanım, gördüğünüz gibi pozitif.
  • Berat Bey, kapıdaki iki delikanlı, kadının oğullandır. Ben kadına hamilesin dediğimde kadıncağız ağlayarak böy­le bir şeyin olamayacağını ve duyulursa oğullarının burada kendisini öldüreceklerini söyledi. Oğullarının neden kendi­sini öldüreceklerini sorunca kadın bana “Ben dokuz yıldır dulum.” dedi.   – Peki, neden kadının karnı hamile gibi büyümüş?- Berat Bey, kadının karnında büyük bir ihtimal bir ur kitlesi var.Zeynep Hanım, kadıncağızı içeri alıp durumu izah etti. Bu benim ilk ve son gebelik testi yapışım oldu. Şeker ölçme aletini bir doktora sattım ve böylece bu macera da bitmiş oldu. Dokuz yıllık dul kadını hamile çıkarmam bana birta­kım gerçekleri öğretmişti.

Hoş geldin

Geç geldin gülüm,

Geç geldin…

Bende yaşanacak,

Üç beş yaz,

Üç beş kış kala geldin.

Ama gene de hoş geldin gülüm.

Hoş geldin,

Sefa geldin.

Başımın gözümün üstüne geldin.

Gülüm.

 

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It