4 Haziran 2020

BACH ÇİÇEKLERİ; KENDİNİ İYİLEŞTİR…

GULAY GULESCE

Ecz. Gülay Güleşce VAROL yazdı… 

 

Merhabalar,

Daha önceki yazılarımda kısaca bach çiçeklerine giriş yapıp, bir bach çiçeğini (agrimony) de tanıtmıştım. Bu yazımda sizlere Dr.Edward Bach ve felsefesinden bahsetmeye çalışacağım:

Dr.Edward Bach 1886 yılında Güney İngiltere’de dünyaya gelmiştir. Metal işletmesi olan İngiliz bir ailenin en büyük çocuğudur. Yaşadığı dönemde İngiltere’de geleneksel olarak ailenin işini ailenin büyük çocuğu devam ettirmek durumundaydı.

Küçüklüğünden beri gözlemci, hassas ve merhametli bir yapıya sahip olan Bach; bu geleneğe tabi olmayarak ilahiyat ya da tıp okumak istediğini ifade etti ve ailesini de bu konuda ikna etti. Böylece Londra’da tıp eğitimi aldı.

Bakteriyolog, immunolog ve acil tıp alanlarında çalıştı. Bach çalıştığı her alanda çok başarılı oldu. Bakteriyolog olarak çalıştığı dönemde kapıdan içeri giren hastasının davranışından bağırsağındaki bakteriyi tespit edebilecek kadar iyi bir gözlemci ve bilgi sahibi idi.

Bach konvansiyonel tıbbın merkeze insanı değil, hastalığı koymasını doğru bulmuyordu.

Hastalarından edindiği gözlemlerle bedensel hastalıkların başlangıcının insan ruhu olduğunu düşünüyordu. Bu ilkeden hareketle araştırmalarını ve tedavi yöntemlerini, bu gerçek nedeni bulmaya yöneltti.

Bach hastalarının ruh sağlığına kavuştuğunda bedeninde iyileştiğini gözlemledi.

1917 yılında kötü huylu bir dalak tümörüne yakalandı. Arayışta olduğu bilgiyi bulabilmek azmiyle hastalığı yenip tekrar sağlığına kavuştu, çalışmalarına kaldığı yerden devam etti.

Daha sonra homeopati hastanesinde çalıştı. Bu süreçte kendisi gibi tedavide insanı bir bütün olarak değerlendiren, merkeze insanı koyan Hahnemann gibi bir hekimi tanımış olmak, Dr.Bach’ı ciddi anlamda mutlu ve motive etti.

1920 yılında ancak başarılı hekimlerin muayenehane açabildiği Harley’s Street’de kendi muayenehanesini açtı.

Başlangıçtaki amacı, Londra’da patolojik bağırsak bakterilerinden geliştirdiği nosodlara bitkisel bir alternatif bulmaktı. Nosodlarla şifa bulmaz hastalıklardan sayılan artrit, sürekli baş ağrısı gibi yüzyıl başında büyük şikayet nedeni olan hastalıkları tedavide başarılı olmuştu. Fakat hastalıklı dokularla çalışmak onu rahatsız ediyordu. Bu nedenle bitkisel maddeler aramaya başladı.

1930 yılından itibaren kendini doğada bulunan şifalı bitkileri aramaya adadı.

1936 yılında uykudayken hayatını kaybetti.

Bu yıla kadar bugün Bach çiçekleri olarak tanıdığımız 38 çiçeği keşfedip insanlığa hediye etti.

 

Doğaya çok bağlı olan Bach son derece duyarlıydı. Şifalı maddeleri aramak üzere çıktığı doğa yürüyüşlerinde; örneğin bir yaprak ya da çiçeği koparıp dilinin üstüne koyduğunda, onun bedende ve ruhta ne gibi etkinliği olacağını algılayabiliyordu.

Bach içlerinde pozitif güçler taşıyan ve insanın karakter düzleminde uyum sağlayıcı süreçleri başlatan bitkiler arıyordu.

Olağanüstü sezgi gücü sayesinde sonunda deneye deneye insanın olumsuz ruhsal-duygusal halleri için şifalı bitkileri bulmuş oldu.

Dr.Bach’ın en yaygın çalıştığı konu hastalıkların kökünde yatan sebeplerdi.

Ona göre bedenin sağlığı, zihin ve ruhun uyum içinde olmasına bağlıydı. Ve bu uyum bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkıyordu.

Dr.Bach hastalığı ruh ve zihin arasındaki çatışmanın sonucu olarak tanımlar. Ve hastalığı ruhsal ve zihinsel çaba olmadan, sadece bedene müdahale ederek ortadan kaldırılmasının mümkün olamayacağını söyler.

Dr.Bach’ın gerçek sağlığa ulaşmak için iki temel ilkesi vardır:

  • İçsel rehberlik ilkesi
  • Bütünlük ilkesi
  1. İçsel rehberlik ilkesi

Her insan bir özle bir sevgiyle dünyaya gelir. Kişi bu özle bağlantıda olduğu sürece en iyi olana yönlenir. Bu bağlantının kopmasıyla öz sevgisi, öz güveni azalır; bedeninde olup bitenleri, ne hissettiğini, neyi neden yaptığını, ne isteyip ne istemediğini, ona neyin iyi gelip gelmediğini, potansiyelinin farkındalığını bilemez. Kısacası kendi gemisinin kaptanı olamaz. Hayatını sorgulamadan dışardan gelen müdahalelerle yaşamaya başlar.

Oysa mutlu ve sağlıklı bir yaşam için; her bireyin hayatını kendi özünden gelen sezgilerini, iç güdülerini ve vicdanını dinlemek suretiyle; kendi içinden geldiği gibi, dışardan hiçbir müdahale ve dikteye izin vermeden yaşaması şarttır.

  1. Bütünlük ilkesi

Evrende bulunan her şey, yeryüzünde yaşayan her varlık bütünün bir parçasıdır. Bütüne en çok zarar veren şeylerden biri başkalarının hayatına müdahale etmek, gelişimine engel olmak ve bir başkasına kendi doğrularını dayatmaya çalışmaktır.

Sağlıklı ve mutlu yaşamanın ikinci şartı; bütünün bir parçası olduğunu unutmadan, hiç kimsenin hayatına müdahale etmeden, sadece kendin olarak bütünün yararına, bizzat hizmet etmektir.

Gerçek sağlık, başarı, mutluluk ve bütüne gerçek hizmet; kendi yolunda mükemmel bir özgürlük içinde sevgiyle hizmet edebilmektir.

Ruh ile zihnin uyumunu ve dengesini bozarak hastalıklara yol açan şey ise bu iki temel ilkenin ihmal edilmesidir.

Dr. Bach’ın en büyük arzusu herkesin kendinde uygulayabileceği basit bir tedavi yöntemi geliştirmekti. Dolayısıyla Bach’ın söyleminin özünde “kendini iyileştir” ilkesi yatmaktır.

Dr.Bach bu yolculukta doğaya yönelmiştir. Çünkü:

  • Doğanın sürekli mükemmel için çalıştığına
  • Doğanın bolca ürettiğine
  • Doğanın yollarının her zaman kısa ve basit olduğuna inanıyordu.

Hatta en yakın arkadaşları Nora Weeks ve Victor Buller’e söyle bir tavsiyede bulunmuştur: “Bach çiçekleri terapisinin sadeliği, uygulamadaki basitliği sizi yolunuzdan alıkoymasın. Zira doğadaki her şey sade ve basittir”

Tıp tarihine baktığımızda da Paracelsus’un şu ifadesini görmekteyiz: “Ne kadar çok araştırılırsa, her şeyin basitliği o kadar çok anlaşılır”

Dr.Bach’ın ifadesiyle 38 çiçek üst düzen bitkiler sınıfındandır. Her biri belli bir ruhsal tasarımı simgeler.

Dr.Bach insan için olumsuz davranış örneği ve bunlarla eşleşen potansiyelleri tarif etti. Dr.Bach’a göre bu potansiyelleri bulup ortaya çıkarmak gerekir. Ancak bu başarıldığında insana tekrar yaşama sevinci ve gerçek sağlık kazandırılır.

Bach çiçeklerinin terapisinin amacı; insanları kendi içlerinde zaten var olan erdem ve potansiyellerle tekrar buluşturup pozitif yeteneklerini tekrar ortaya çıkartabilmektir. İşte bu kişilik gelişimidir. Bu kişilik gelişimi dolaylı olarak ruh sağlığına etki eder.

“Kimi hastalık hiç oluşmaz, kimi hastalıkta güneşin altındaki kar gibi eriyip gider.” ( Dr.Bach)

Kişinin zihinsel-ruhsal gelişimini engelleyen ve giderek sonunda bedensel hastalıklara da neden olabilen olumsuz duygular ve ruh hallerinin yeniden regüle, harmonize edilmesi Bach terapisinin amacının diğer bir ifadesidir.

Kişi böylece kendi özüyle yeniden bağlantı kurabilir. Bu sayede bilinç derinliği kendini tanımada artış, kendini bulmada güçlenme ve gelişme ile kendi kendine iyileşme sağlanır.

Dr.Bach’ı çıktığı yolculukta Bach çiçeklerine ulaştıran ışık; yüreğindeki doğaya olan sonsuz sevgisi ve her insanın kendini iyileştireceğine olan inancıydı.

Saygı ve minnetle…

 

 

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It