4 Haziran 2020

COVID-19 SÜRECİNDE GIDA TAKVİYELERİ VE NUTRASÖTİKLER

Aysegul Birlik

Ecz. Ayşegül BİRLİK yazdı…

Akut solunum yolu enfeksiyonları 2016 yılında dünya çapında yaklaşık 2.38 milyon ölüm vakasına sebep olmuştur. Bağışıklık sisteminin desteklenmesinde beslenmenin oynadığı rol çok iyi bilinmektedir. Çok sayıda mekanik ve klinik veri A, B6, B12, C, D, E ve folat vitaminleri dahil olmak üzere vitaminlerin; çinko, demir, selenyum, magnezyum ve bakır gibi eser elementlerin; ve omega-3 yağ asitleri eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA)in bağışıklık sisteminin desteklenmesinde önemli ve tamamlayıcı rollerini belirtir. Ancak bu besin maddelerinin yetersiz alımı ve durumu yaygındır, bu da enfeksiyonlara karşı direncin azalmasına ve sonuç olarak hastalık yükünün artmasına neden olur. Bu tabloya uyan sonuçları şöyle özetleyip ayrıntılara geçelim:

(1) yukarıdaki mikrobesinler ve omega-3 yağ asitleri ile takviye, optimal bağışıklık fonksiyonunu desteklemeye yardımcı olmak için güvenli, etkili ve düşük maliyetli bir stratejidir

(2)  Tavsiye edilen günlük alınması gerekli besin miktarı (RDA) üzerinde, ancak önerilen üst güvenlik sınırları dahilinde, C ve D vitaminleri gibi spesifik besinler için takviye gereklidir

(3) Uzmanların toplum sağlığını iyileştirmeye yönelik önerilerine beslenme stratejileri eklemeleri önerilir.

  • TANIMLAR:

 

Öncelikle gıda takviyesi ve nutrasötik tanımlarına açıklık getirmek konunun geneli anlamında yararlı olacaktır.

- Gıda takviyeleri ; Normal beslenmeyi takviye etmek amacıyla, vitamin, mineral, protein, karbonhidrat, lif, yağ asidi, amino asit gibi besin öğelerinin veya bunların dışında besleyici veya fizyolojik etkileri bulunan bitki, bitkisel ve hayvansal kaynaklı maddeler, biyoaktif maddeler ve benzeri maddelerin konsantre veya ekstraktlarının tek başına veya karışımlarının kapsül, tablet, pastil, tek kullanımlık toz paket, sıvı ampul, damlalıklı şişe ve diğer benzeri sıvı veya toz formlarda hazırlanarak günlük alım dozu belirlenmiş ürünlerdir. (Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tanımı)

Daha netleştirirsek; Gıdalarda bulunan etkili bileşenleri, kaynağında bulunduğu miktarda taşıyan ve farmasötik dozaj şekilleri halinde hazırlanmış ürünler diyebiliriz. Besin desteği olarak da adlandırılır.

– Nutrasötikler; Bir besinde biyolojik olarak etkili olduğu kabul edilen bir bileşeni, besin olmayan bir taşıyıcı içerisinde, besinde bulunduğundan çok daha yüksek miktarlarda taşıyan ve profilaktik ya da tedaviyi desteklemek amacıyla kullanılan besin destekleri yani, besin/işlevsel besinlerde bulunan etkili bileşenleri kaynağında bulunduğundan çok daha yüksek miktarlarda taşıyan ve farmasötik dozaj şekilleri halinde pazarlanan ürünlerdir. (Mesela, domatesin etkili bileşeni likopen, kırmızı üzüm kabuğunun etkili bileşeni resveratrol, yeşil çayın etkili bileşeni olan EGCG (epigallokateşin gallat) veya soya fasulyesinden elde edilen izoflavonlar bu tanıma uymaktadır) Kronik bir hastalığa karşı koruyucu veya fizyolojik bir yarar gösterdiğine dair çalışmaları olabilir ancak ilaç değillerdir. Farmasötik dozaj formlarındadırlar. Fonksiyonel gıda ile karıştırılmamalıdır.

Nutrasötikler; kaynak gıda, etki mekanizması, kimyasal yapı temel alınarak sınıflandırılabilir.

– Kaynak gıdaya göre örnekler;

BİTKİSEL – Askorbik asit, beta-glukan, kuersetin, lutein, likopen, kateşin, ekinezya, glutatyon,                                                  potasyum, beta-karoten, alfa- tokoferol, selenium , curcumin, resveratrol, allicin, capsaicin, gingerol, , isoflavone, proteaz inhibitorleri, fitosteroller, folik asit, diyetsel lifler gibi

HAYVANSAL – Konjuge lineloik asit, Eikozapentaenoik Asit (EPA) ve Dokozahekzaenoik Asit (DHA), kolin, lesitin, çinko, koenzim Q10

MİKROBİYAL- Bifidobacterium, Lactobacillus türleri vb.

– Etki mekanizmasına göre; Antikanser, Antiinflamatuar, Antioksidan vb…

– Kimyasal yapılarına göre; İzopren türevleri, Fenolik bileşikler, Yağ asitleri ve lipitler, Karbonhidrat ve türevleri, Amino asit vb, mikrobiyal ürünler, mineraller…

  • COVID-19 HAKKINDA: 

 

  1.  

Bağışıklık sisteminizin doğal yanıtının aktif ve üstün olması her zaman olduğu gibi COVID-19’da da çok önemlidir. Öncelikle bağışıklık sistemimiz ve destekleme ilişkisini anlamak için Sitokin, Makrofajlar ve T hücrelerine değinelim.

SİTOKİN; bir bağışıklık reaksiyonu esnasında aralarında makrofajların da olduğu çeşitli doku ve unsurlarımız tarafından oluşturulan bir protein türüdür; sürekli değil geçici olarak salgılanır. Bağışıklık sisteminin vücudun geri kalanıyla iletişim kurmak için kullandığı bir tür kimyasal haberci polipeptid moleküllerdir. IL (Interlökinler), TNF ler…

MAKROFAJLAR; sürekli devriye gezerek bakteri, parazit, virüs, mantar vb. patojenleri görünce kovalayan, yakalayınca da onları FAGOSİTOZ denilen bir süreçle yutup sindiren bir çeşit beyaz kan hücresi

LÖKOSİTLER; Beyaz kan hücreleri (akyuvarlar), T- B lenfositler, nötrofil, eozinofil…

T HÜCRELERİ; enfeksiyonları denetleyen, bağışıklık sistemimizin korunmasında önemli bir rol oynayan, hastalığa neden olan etkenleri zararsız duruma getirmek için vücudun oluşturduğu ANTİKOR denilen yapının etkinleşmesine yardımcı olan bir çeşit beyaz kan hücresi

Bağışıklık sisteminiz virüs, bakteri gibi patojenlerle savaşırken bu 3 unsurun cephedeki faaliyetleri son derece önemli ve bu desteklerden en önemlilerinden biri kaliteli ve yeterli uyku düzenidir. Az uyku halinde daha az sitokin oluşturulur, daha az makrofaj üretilir, T Hücrelerinin etkinliği inanılmaz ölçüde azalır. Ayrıca ılımlı (akut) egzersiz de bu doğuştan gelen bağışıklık sistemi hücrelerinin ve bileşenlerinin lenfoid dokular ve kan bölmesi arasındaki değişimini uyararak bağışıklık yanıtını güçlendirir.

COVID-19′ a neden olan virüs tamamen farklı bir aileden gelmektedir (Coronaviridae), grip veya soğuk algınlığına neden olan virüslerden farklıdır. Soğuk algınlığına gelince, vakaların yaklaşık %50’sine koronavirüslerle yakından ilişkili olmayan rinovirüsler neden olur. Ve soğuk algınlığının yaklaşık %15’ine bazı koronavirüs tipleri neden olurken, en yaygın olanları COVID-19’a çeşitli şekillerde neden olan virüsten farklıdır. (özellikle üst solunum yollarıyla sınırlıdırlar) Buradan hareketle soğuk algınlığı / grip takviyesi denemeleri ve sonuçlarının COVID-19 için düşünülmesi ne kadar doğru olur, bu çıkarımlar sağlıklı mıdır üstünde düşünmeliyiz. Bildiğimiz; bazı takviyelerin COVID-19’un spesifik belirtilerini kötüleştirebilme veya potansiyel ilaçlarla etkileşime girebilme ihtimalleridir. Unutulmamalıdır ki, takviyelerin potansiyel etkisi markaya göre değişir ve etkilerinin hiç çalışılmama veya yetersiz çalışılması durumları tehlike oluşturabilir.

Çalışmalara baktığımızda çoğunlukla üretici firma sponsorlu veya fare, sıçan, rat, tavşan gibi canlılar üzerinde yapılmış ya da laboratuvar ortamı/yapay koşullarda hazırlanmış doku örneği; hücre, virüs, bakteri kültüründe denenmiş kısıtlı çalışmalar olduğunu görüyoruz. Yani şu an önerilen takviyelerin hiçbirinin COVID-19 için ispatı yok ve hastalık bildiğimiz nezle/grip değil. Karşılaştırmalı kullanımlar varsayım olarak kalacaktır. Bu durumda takviye kullanımlarında ve önerilerde çok net, sade kalmak, mega doz ve immun sistem yanıtını aşırı etkileyecek nutrasötiklere şüpheyle yaklaşmak yerinde olacaktır. Temel olarak belli verilerden hareketle kullanımını bir tık daha önemsediğimiz ve COVID-19 sürecinde alınırsa/ eksik tamamlanırsa yararlı olabilir dediğimiz takviyelerden başlayalım.

Doğal bağışıklık yanıtının gücü iyi bir beslenme ile ilişkilidir. Beslenmenin iyi olmadığı ve/veya besin kayıplarının olduğu dönemlerde (stres, düzensiz beslenme, yoğunluk…) ve tabi ki salgın döneminde ilk düşünülmesi gereken günlük yeterli dozları içeren yaşa ve cinsiyete göre bir multivitamin- multimineral desteğidir. Bu desteklerin içerisindeki Vitamin C ve Vitamin D değerleri ayrıca da desteklenebilir. Mineral içerikleri ise RDA (tavsiye edilen günlük alınması gerekli miktar) seviyesinde yeterli olacaktır. Soğuk algınlığı veya grip için orta düzeyde kanıtlı, yeni coronavirus (SARS-COV2) için de kanıtlı çalışması yok ancak takviye olarak alınması uygun olabilenleri açıklayalım.

C VİTAMİNİ/ ASKORBİK ASİT:

Bağışıklık fonksiyonlarına etkisi; Askorbik asit öncelikle bağışıklık arttırıcı özellikleri ile bilinir. Kuvvetli bir antioksidandır yani, hücreler içi serbest radikallerin varlığından kaynaklanan oksidatif stres hasarına karşı koruyucudur. Yeni coronavirus (SARS-COV2) de organizmayı hiper-enflamasyona götüren hücresel oksidatif hasarlar yaratır. Askorbat, beyaz kan hücresi üretimini ve işlevini aktive etmede rol oynar. Lenfositler, fagositler ve nötrofiller gibi bağışıklık yanıtının önemli yapıları olan beyaz kan hücreleri enfeksiyonlara karşı savaşır. Bu hücreler parazitler, toksinler, bakteriler ve virüsler gibi antijenleri hedeflemekten sorumludur.

Linus Pauling Enstitüsü’nün Mikrobesin Bilgi Merkezi’nden bir makale, nötrofili “C vitamini tarafından uyarılan birincil hücre tipi” olarak vurgulamıştır. Bu tip beyaz kan hücresi, bağışıklık sisteminin viral enfeksiyon alanlarına gönderilen ilk müdahale ekibidir. Nötrofillerin Viral Solunum Hastalığındaki rolünü gösteren bir 2017 çalışması da nötrofillerin viral enfeksiyonlara proaktif olarak yanıt verdiğini ortaya koyar. Bu iddialar, askorbik asidi, bağışıklık sisteminin virüslere karşı tepkisinde potansiyel bir takviye olarak kanıtlamaktadır.

Bağışıklık sistemi vücudumuzun virüslere karşı direncinde önemli bir rol oynadığından günlük askorbik asit dozunu beslenmeden almanın önemini bir kez daha vurgulayalım. Yeterli beslenmenin olmadığı, test bulgularındaki eksikliklerde C vitamini takviyeleri uzman önerisiyle kullanılmalıdır. Özellikle çok yüksek doz C vitamini i.v. (damar içi) uygulamaları yetersiz çalışma, prosedür farklılıkları sebebiyle bazı bilim insanlarının uyarılarına göre tehlikeli de olabiliyor. (Bu konuyla ilgili Farmakoloji uzmanı Prof. Dr. Tayfun UZBAY’ın yazısını kaynaklar bölümünde bulabilirsiniz.)

D VİTAMİNİ:

Üst solunum yolu enfeksiyonlarından koruyucu etkilerine dair çalışmalar vardır. D vitamini, pro- enflamatuar sitokinlerin üretimini engeller. Bu nedenle, pro-enflamatuar yanıtların kontrol edilmesi, solunum virüslerine maruz kalan konakçı için faydalıdır. Destek olarak, IL-1β, IL-6, TNF-α, IFN-γ ve IL-10 seviyeleri solunum yolları viral enfeksiyonlarında, kışın cevaplara kıyasla yaz aylarında en düşük düzeydedir. Kişide D vitamininin çoğu, cildin güneş ışığının UVB bileşenine maruz kalmasından sonra üretilir. Yani günde yaklaşık 20-25 dakika dik açı gelen güneşte kalınması gerekir.

“COVID-19 SÜRESİNCE YETERLİ D VİTAMİNİ DÜZEYİ VE GÜNEŞLENME ÖNERİLİR”

Vücut D vitamini değeri bağışıklık sisteminin güçlü olması için önemlidir.

Normal – 30 ng/ml veya üzeri. Yetersiz – 21-29 ng/ml Eksik – 20 ng/ml’nin altında.

Bir çalışmada D vitamini düzeyi normal olan COVID-19 hastalarının %86’sı hafif, D vitamini eksikliği olanların %73’ünün ise hastalığı şiddetli veya kritik olarak sunulmuş. (Güney Asya’daki üç ayrı hastanede yatan 212 COVID-19 hastalarının veri sunumu, semptomların şiddetini D vitamini serum düzeyleriyle karşılaştıran ilk yayınlanmış verilerdir) Takviye olarak günde 400 -600 IU devam dozları veya çok düşük kan değerlerinde ise 1000 IU-2500 IU günlük destek dozları verilebilir. (Mümkünse test ile kişinin D vitamin seviyesine bakılıp uygun destek tedaviye alınmalıdır, 1,25(OH) Vit D nin IL-1β yanıtını arttırdığı için de dikkatli olunmalı ve enfeksiyon semptomları görülürse devam edilmemesi yönünde uyarılar da vardır.)

ÇİNKO:

Koronavirüs, çinkonun viral inhibitör etkilerine duyarlı görünmektedir. Çinko, koronavirüsün hücrelere girmesini engelleyebilir ve koronavirüs virülansını azalttığı görülmektedir. Tipik günlük çinko dozu, günde 15 mg-30 mg’dır ve pastiller, üst solunum yolunda potansiyel olarak doğrudan koruyucu etkiler sağlar. Multivitamin-mineral takviyelerinde en az 15 mg günlük dozda bulunur. Terapötik bir dozda ve doğru formda uygulanan çinko tedavisi ise hem kronik hem de akut viral enfeksiyonların yanı sıra eşlik eden patolojileri ve semptomların temizlenmesini önemli ölçüde geliştirme potansiyeline sahiptir.

Sonuç olarak, çinkonun bir antiviral olarak rolü 2 kategoriye ayrılabilir:

1) çinko eksikliği olan hastalarda antiviral yanıtı ve sistemik bağışıklığı iyileştirmek için uygulanan çinko takviyesi

2) viral replikasyonu veya enfeksiyonla ilgili semptomları spesifik olarak inhibe etmek için yapılan çinko tedavisi

OMEGA3:

Sistemik inflamasyonun ana kontrolörlerinden biri esansiyel yağ asitleridir. Hücre zarı bütünlüğü ve fonksiyonlarını koruyan Omega-3 yağ asitleri, enfeksiyonun giderilmesinde etkin bir grup lipit aracısının oluşumu için substrat görevi görür. Bu aracılara SPM denir (specialized pro-resolving lipid mediators) ve COVID-19 pozitif ve kronik hastalığı olanlar üretemez. Omega 3 yağ asitlerinin COVID-19’ a özel olmayan genel immun fonksiyonları vardır. Günde 1-2 g kullanımı uygundur. Antioksidanlar içeren ve EPA ve DHA açısından zengin beslenme formülleri ARDS hastalarının çeşitli insan çalışmalarında kullanılmıştır. (ARDS; Akut Solunum Sıkıntısı sendromu ciddi COVID19 hastalarında görülüyor). Bu çalışmaların yakın tarihli bir Cochrane incelemesi, kan oksijenlenmesinde önemli bir iyileşme ve ventilasyon gereksiniminde, yeni organ yetmezliklerinde, yoğun bakım ünitesinde kalış süresinde ve 28. günde mortalitede önemli azalmalar olduğunu tespit etmiştir. Buraya kadar ele alınanlar sade ve net bağışıklık destekleyicilerine örneklerdi. Kullanımında artıların fazla olduğu takviyeler de diyebiliriz. COVID-19 sürecinde kafa karıştıran yüksek doz besinsel içerikli nutrasötikleri ise rehber çalışmalar ve olası ihtimaller dahilinde yarar / zarar dengesinde ele almaya çalışalım. Bunlar genelde tipik soğuk algınlığı ve nadiren grip için zayıf veya ön kanıta sahip bileşikler.

KUERSETİN:

Polifenollerin flavonoid grubundan bir bitki flavonoldür. Mekanik çalışmalar (insanlarda gerçek çalışmalar değil!) çeşitli influenza suşlarında enfeksiyonu inhibe edebileceğini öne sürmüştür. Pre-print (hakem denetimsiz) mekanik kanıtlar yeni koronavirüs için bir potansiyel olduğunu göstermektedir, COVID19 Mpro (ana proteaz) inhibitörü olarak tedavide kullanılan ilaçların (Lopinavir gibi) etki mekanizması ilişkilendirmesi yapılmıştır, ancak emin olmak için hayvanlarda ve in vitro çalışmalarda güvenli veya etkili olduğu bulunan birçok bileşik gibi kuersetin için de insanlarda titizlikle test gerekmektedir.

MÜRVER (SAMBUCUS / ELDERBERRY):

Grip ve soğuk algınlığı tedavisi için bazı kanıtlara sahiptir, ancak şu ana kadar çok az çalışma bulunmaktadır. Mürver alımıyla artan sitokin üretimini gösteren bir araştırmaya dayanarak “sitokin fırtınasını” başlatabileceği veya şiddetlendirebileceği konusunda uyarıda bulunulmuştur, antiviral özelliklerine ek olarak, Sambucol Elderberry ekstre ve formülasyonlarının, enflamatuar sitokin üretimini artırarak sağlıklı bağışıklık sistemini aktive ettiğini de söylemektedir (sitokinler patojenlere karşı bağışıklık yanıtlarının doğal ve kritik bir parçasıdır). Sitokin fırtınası sitokin üretimine basit bir darbe değildir, bağışıklık hücrelerinde ve serbest bıraktıkları sitokin habercilerinde büyük bir artış yapan bağışıklık sisteminin bir patojene karşı şiddetli ve aşırı tepkisidir. Şiddetli grip vakalarında, bu olay akciğer iltihabından ölüme kadar değişen sonuçlarla ilişkilendirilmiştir. Korunma için düşük ila orta dozda mürver dozunun sitokin fırtınasını başlatacağı muhtemel görünmese de, hiç kimse semptomlar şiddetli olduğunda takviye olarak kullanmanın (özellikle yüksek dozda) olumsuz etkileri olabileceğini bilemiyor. Asemptomatik kişiler için de aynı risk geçerli olabilir. COVID-19 için kanıtlar sürekli değiştiğinden, kullanmadan önce uzmana mutlaka danışın.

PELARGONIUM SIDOIDES:

Koruyucu olarak değil, sadece soğuk algınlığı tedavisi üzerinde çok az çalışması vardır. Doğal öldürücü hücre, TNF alfa ve interferon beta yapımını destekler. Üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) ve soğuk algınlığı gibi enfeksiyonlarda tedaviye yardımcıdır. Antiviral, antibakteriyel ve antioksidan özellik gösterir deniyor, ancak kullanımı sonucu rapor edilmiş 13 hepatotoksisite vakası vardır. Netlik yok, uzun süreli kullanımı COVID pozitif durum oluşursa çoklu organ yetmezliği için risk kabul edilir.

 

COVID-19 ENFEKSİYONU VEYA POZİTİF TESTİ OLASILIĞI DÜŞÜNÜLÜRSE;

Kaçınılması Gereken Hususlar:

Enflamatuar sitokinlerin (yani IL-1B ve IL-18) COVID-19’un patojenisitesindeki ayrılmaz rolü ve “sitokin fırtınası” durumu göz önüne alındığında bu sitokinleri arttıran immünostimülatör ajanların yüksek ve düzenli kullanımından kaçınmanın yararlı olacağı düşünülmektedir.

Enfekte olmuş bağışıklık hücrelerinde artan IL-1B ve / veya IL-18 üretimi düşünülerek aşağıdaki bağışıklık aktive edici ajanlarda dikkatli olunmalıdır.

– Sambucus nigra (Mürver)

– Tıbbi mantarlardan polisakkarit özleri

– Ekinezya angustifolia ve E. purpurea

– D Vitamini (yukarıda değinilen sebeple)

Muhtemelen Güvenli Sayılanlar:

Yaygın olarak kullanılan aşağıdaki doğal immünostimülatör ve antiviral ajanların immünomodülatör etkilerinin bir parçası olarak IL-1B veya IL-18’i arttırdığı görülmemektedir. Aslında bunların birçoğu bu sitokinleri azaltır ve bağışıklık homeostazisini eski haline getirebilir.

Bu nedenle, bunların COVID-19 enfeksiyonu öncesinde ve sırasında kullanılması güvenlidir.

Bu ajanların COVID-19 semptomlarını veya virülansını azaltıp azaltmadığı ise bilinmemektedir.Ör;

Allium sativum (sarımsak), Quercetin, Astragalus , Mentha piperita (nane), Çinko, A Vitamini(besinsel), C Vitamini

Beslenme ile tüketilmesi önerilen sebze ve meyve Flavonoidleri:

NLRP3 enflamazom sinyalini ve sonuç olarak NFkB, TNF-a, IL-6, IL-1B ve IL-18 ekspresyonunu azaltan in-vitro birçok flavonoid bulunmuştur. Günde en az 5-7 porsiyon sebze ve 2-3 porsiyon meyve flavonoid deposu sağlar ve anti-inflamatuar diyetin temel taşı olarak kabul edilir.

Liquiritigenin – Glycyrrhiza glabra (meyan kökü)

Dihidroquercetin ve Quercetin ( soğan ve elmada bulunur

Myricetin (domates, portakal, fındık ve çileklerde bulunur)

Apigenin (Matricaria recutita (Papatya), maydanoz ve kerevizde bulunur)

Kurkumin (zerdeçal kökünde bulunur

ÖNEMLİ NOT:

Yeni Corona virüsü ve ortaya çıkaracaklarını çevreleyen bilinmeyenler nedeniyle COVID-19 beraberinde takviye kullanımıyla sorun yaşamak mümkün olabilir, bu yüzden çok sade besin desteklerini gerektiği ölçüde, uzmana danışarak, aşırıya kaçmadan kullanmaya özen gösterin. Besinlerde bulunan dozlardan çok daha fazlalarını mega dozda içeren ve her markada farklı formulasyon ve dozlarda kullanılabilen nutrasötik formların kullanımı bu süreçte soru işaretleri getirdiğinden kullanılmasa iyi olur. Bu riski almaya gerek yok çünkü COVID19 koruma ve tedavisine dair uzun süreli araştırmalarla güvenli kanıtlarımız yok. Lütfen yeterli uykuya, sağlıklı bir diyete ve iyi hijyen alışkanlıklarına güvenin, stresinizi iyi yönetin, evde hareket edin.

DİKKAT!

Bu sayfa sağlık yetkililerinden gelen bilgilerin yerini almaz! Kanıtlar sürekli güncellendiğinden lütfen WHO ve CDC gibi sağlık otoritelerine birincil bilgi kaynakları olarak başvurun.

Kaynaklar;

– Coronaviridae Study Group of the International Committee on Taxonomy of Viruses. The species Severe acute respiratory syndrome-related coronavirus: classifying 2019-nCoV and naming it SARS-CoV-2. Nat Microbiol (2020)

– Greenberg SB. Update on Human Rhinovirus and Coronavirus Infections. Semin Respir Crit Care Med (2016)

– Vitamin C Infusion for the Treatment of Severe 2019-nCoV Infected Pneumonia clinicaltrials.gov/ct2/sh-ow/NCT04264533

– Wu W, et al. Quercetin as an Antiviral Agent Inhibits Influenza A Virus (IAV) Entry Viruses (2015)

– Khaerunnisa S, et al. Potential inhibitor of COVID-19 main protease (Mpro) from several medicinal plant compounds by molecular docking study.Preprints (2020-03-13)

– Ulbricht C, et al. An evidence-based systematic review of elderberry and elderflower (Sambucus nigra) by the Natural Standard Research Collaboration. J Diet Suppl (2014)

– Barak V, Halperin T, The effect of Sambucol, a black elderberry-based, natural product, on the production of human cytokines: I. Inflammatory cytokines. Eur Cytokine Netw (2001)

– Liu Q, Zhou YH, Yang ZQ. The cytokine storm of severe influenza and development of immunomodulatory therapy. Cell Mol Immunol (2016)

https://www.oregonlive.com/coronavirus/2020/04/vitamins-c-d-can-help-prevent-coronavirus-oregon-state-university-researcher-says.html

– Calder, P.C.; Carr, A.C.; Gombart, A.F.; Eggersdorfer, M. Optimal Nutritional Status for a Well-Functioning Immune System Is an Important Factor to Protect against Viral Infections. Nutrients 2020,

– Prof.Dr.Tayfun UZBAY – https://www.biakademi.com.tr/damar-ici-c-vitamini-koronadan-korur-mu/

– Zn(2+) inhibits coronavirus and arterivirus RNA polymerase activity in vitro and zinc ionophores block the replication of these viruses in cell culture. PLoS Pathog. 2010   (doi: 10.1371/journal.ppat.1001176)

– Integrative Considerations During the COVID-19 Pandemic, EXPLORE (2020), doi: https://doi.org/10.1016/j.explore.2020.03.007

– Immunonutrition for acute respiratory distress syndrome (ARDS) in adults. Cochrane Database Syst. Rev. 2019

– Optimal Nutritional Status for a Well-Functioning Immune System Is an Important Factor to Protect against Viral Infections. Nutrients 2020,

– Alipio, Mark, Vitamin D Supplementation Could Possibly Improve Clinical Outcomes of Patients Infected with Coronavirus-2019 (COVID-2019) (April 9, 2020).  http://dx.doi.org/10.2139/ssrn.3571484

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It