20 Kasım 2020

MİTOKONDRİ SAĞLIĞI VE LİPOZOMAL TAKVİYELER

Aysegul Birlik

Uzm. Ecz. Ayşegül BİRLİK yazdı…

Hücrelerimizdeki mitokondri; kendine has DNA sı (mtDNA) ile insan alyuvarları hariç, oksijenli solunum yapan tüm hücrelerde bulunan çift membranlı organel yapısıyla hücrenin enerji santralidir.

Yani yediğimiz makro besinleri- karbonhidratlar, yağlar ve proteini- hücrelerimizin kullandığı ortak enerji birimi olan ATP biçiminde enerjiye dönüştürmenin son adımlarından sorumludur.

Oksidatif fosforilasyon adı verilen bu enerji üretim aşaması, iç ve dış zarlar arasındaki mitokondride gerçekleşir. Bu iki zar, tüm hücre için enerji üretme nihai amacı için elektron taşıma zinciri tarafından gerçekleştirilen bir dizi reaksiyonun bulunduğu fosfolipid çift tabakalardır. Hidrojen iyonları, iki membran arasında pozitif yüklü bir elektrik potansiyeli oluşturarak dışarı pompalanır. Hidrojen iyonunun mitokondriye yeniden girmesine izin verildiğinde, üretilen enerji ATP biçiminde yakalanır.

Özetle hayati fonksiyonlara sahiptir ve tüm bu proseslerin sağlıklı işleyişi mitokondri sağlığımızla doğrudan ilişkilidir;

– ATP sentezi (oksidatif fosforilasyon)

– Sitrik asit (TCA, Krebs ) döngüsü

– Üre sentezi

– HEM sentezi

– Keton cisimciklerinin sentezi

– Kalsiyum iyonlarının depolanması

– Apoptozis

Bir hücre ne kadar çok enerji tüketiyorsa o kadar çok mitokondriye yani enerji santraline sahip, böyle olduğu için de kalp kası hücrelerinin neredeyse yarısını mitokondri oluşturuyor. İskelet kası ve beyin hücrelerinde oran yüzde 25’lere düşüyor. Karaciğer ve böbrek hücreleri de bol miktarda mitokondriyle dolu. Fazla enerjiye ihtiyaç duymayan tembel hücrelerde ise mitokondrilerin sayısı çok azdır. Örneğin yağ hücreleri neredeyse bir-iki mitokondri ile yetinebiliyor.

Mitokondriyal DNA mutasyonları, nükleer DNA’ da mitokondri proteinlerini kodlayan genlerdeki mutasyonlar, ilaçlar, enfeksiyonlar, beslenme hataları, mitokondri serbest radikal yükünün artması yani oksidatif hasar gibi etmenler mitokondriyel disfonksiyona yol açar.

Yani; mitokondrisi ve/veya mtDNA’ sı hasarlı hücreden başlayıp sisteme giden bir bozulma başlar, otoimmun ve kronik hastalık riskleri artar.

Mitokondriye doğru yakıt (besin) vermek pek çok hastalığa ve yaşlanmaya karşı sistemi korur. Üretilen ATP miktarları artması ve serbest radikallerin hücre içi dengeleri, yani hücre içi antioksidan kapasitenin üstün olması en çok önem verilmesi gereken konulardır.

  • 70’li yaşlarda kan hücrelerinde ATP seviyeleri 20’li yaşların yarısına düşer
  • Kas hücrelerinde ATP sentezi 38 yaş ile 68 yaş arasında %50 oranında azalır
  • Kas hücrelerindeki ATP azalması yaşlanmanın temel nedenlerinden biri olarak kabul edilmeye başlanmıştırMitokondri sağlığını desteklemek için seçimlerimize değinelim;
  •    Mitokondri ATP’ yi sentezleyebilmesi için bir dizi vitamin, mineral ve ko-enzime ihtiyaç duyar. Bunların eksikliğinde ise tam kapasiteyle çalışamayacaktır.
  • FONKSİYONEL BESİNLER / Fitokimyasallar

Yüksek kaliteli Yağlar

Antienflamatuar Besinler

Enerji üretimine destek Terapötik Gıdalar

Koruyucu Antioksidanlar

  • EGZERSİZ

Egzersiz, direk olarak PGC-1 genini aktive ederek, hücre içinde mitokondri sayısında ve fonksiyonunda artışa neden oluyor. Böylelikle hücre daha sağlıklı olarak görevini sürdürüyor.

  • DÜŞÜK KARBONHİDRATLI BESLENME

Düşük Glisemik Indeks ve gerekirse glutensiz, tahıl-bakliyatsız beslenme

  • ARALIKLI ORUÇ (IF) – Kalori kısıtlaması ile

Son yılların sağlıklı beslenmesinde yararları kanıtlanan periyodik aç kalarak beslenme şekli. Uzun bir yazı konusudur.

Mitokondriyi güçlendiren fonksiyonel besinler içinde birçok tedavi edici fitobesin/fitokimyasal içeren sebze -meyve sayabiliriz.

Bu içerikler; Resveratrol, Quercetin (Kersetin), Koenzim Q10 (Ubikinon), Alfa Lipoik Asit, Arjinin ve özellikle vücudun ana antioksidanı Glutatyonu destekleyen Sistein, Methionin amino asitler ile N-Asetil Sistein yapı gibi.

Serbest radikal hasarından hücreyi koruyan nötralizanlar Vitamin C, Vitamin E, Beta-karoten, Flavonoidler de besinlerle sağlığı koruma adına önemlidir. Yine glutatyon, Ubikinon ile SOD (Superoksid Dismutaz) ve Glutatyon Peroksidaz enzimlerinin desteklenmesi de serbest radikal denen (ROS- Reaktif oksijen türleri) hidroksil radikali, süperoksit radikali, hidrojen peroksit ve lipid peroksitlerin hücrede tehlikeli limitlere ulaşmasını ve dengenin oksidatif hasar tarafına geçmesini engeller.

Ayrıca suda çözünen bir polifenol olan Curcumin (Zerdeçal özü) de çok değerli bir antioksidan ve antiinflamatuar fitobesindir, B kompleks vitaminler de özellikle metilasyon ve folik asit döngüsü başta homosisteinden glutatyon oluşumuna kadar giden mekanizmaları destekler.

Mitokondriyal sağlık için çok önemli olan bu fitokimyasalların, mineral ve vitaminlerin yetersiz beslenildiği veya bir sebeple beslenme ile alınamadığı (diyetler, emilim-sindirim sorunları..), ihtiyacın arttığı (yoğun egzersiz, stres, kronik hastalıklar..) gibi durumlarda takviye edilmeleri düşünülmelidir.

Ancak burada da önemli bir sorun karşımıza çıkıyor. Bahsi geçen bu koruyucu ve enerji arttırıcı mitokondri desteklerinin klasik takviyelerle veriminde biyoyararlanım (vücut tarafından maddelerin emilim-kullanımı) çok kısıtlı hatta bazen yetersizdir. Biyoyararlanımı arttıracak farmasötik formlar ile bu sorun üstüne çalışılmıştır. Lipozomal takviyeler daha iyi biyoyararlanım imkanlarıyla yeni nesil takviyeler olarak kullanılmaktadır.

Lipozomal yapının biyoyararlanımı klasik takviyelere göre kat be kat arttırma başarısı hücre zarı ile uyumlu lipozom yapısından kaynaklanır. Lipozomlar, hücre yapısına benzeyen taşıyıcı sistemlerdir. Lipozom teknolojisi, hücre yapısına benzeyen kürecikler içinde etkin maddenin yerleştirilmesi esasına dayanır. İşte bu kürecikler fosfolipid çevrili olup içindeki etken maddeyi mide pH’sı veya besin etkileşimi sorunlarından bağımsız hücreye direkt verirler.

Fosfolipid yapının önemini daha iyi anlamak için daha geniş bakalım..

Mitokondri zarını nasıl onarır ve korur?

Fosfolipidler ve özellikle fosfatidilkolin(PC) burada anahtardır.

Fosfolipidler benzersiz moleküllerdir. Tipik fosfolipid yapı, lipitte (yağda) çözünür bir “kuyruğa” bağlı suda çözünür bir fosfat “kafaları” içerir. Fosfolipitler hücre dışı boşluk (hücrenin dışında) gibi sulu bir ortama maruz kaldıklarında, hemen bir yağ ve sirke karışımına benzer, ancak mikroskobik düzeyde bir küre halinde birleşirler. Fosfolipidler, esas olarak, fosfat “kafaları” sulu hücre dışı (hücrenin dışında) ve hücre içi (hücrenin içi veya sitozol) işaret ederken, lipid iken kürenin çevresi etrafında bir zar organize etme ve oluşturma işlevi görür. Çözünür “kuyruklar”, aynı zamanda, lipid çift tabakası adı verilen zarın merkezini oluşturmak için birleşirler.

Fosfatidilkolin (PC), hücrenin ve mitokondriyal zar yapısının ana bileşenidir.

Mitokondriyal ve hücre zarları aynı temel bileşenlerden oluşur: fosfolipidler.

Fosfatidilkolin (PC), hücre zarlarının% 50’sini oluşturan en bol fosfolipid yapı taşıdır. Fosfatidiletanolamin (PE), fosfatidilserin (PS) ve fosfatidilinositol (PI) gibi diğer fosfolipidler, güç, destek ve akışkanlık sunarak hücre ve mitokondriyal membranları desteklemek ve tamamlamak için PC ile güçlerini birleştirir.

Önemli olarak, iç ve dış zarların sağlam olması gerekir, ancak enerji üretim sürecinin kendisi tarafından üretilen, eşleşmemiş elektronlu bir oksijen olan süperoksit gibi serbest radikallerin oluşumu tarafından sürekli olarak bombardımana tutulur ve zarar görürler. Bu serbest radikalleri mitokondrinin “tükenmesi” olarak düşünebilirsiniz ve mitokondriye ve zarlarına zarar verir. Bu, daha fazla verimsizliğe, daha fazla yorulmaya ve daha fazla hasara neden olarak bir kısır döngü yaratır.

Lipozomal teknolojili takviyeler fosfolipid yapılarıyla bu membranlara da destek sağlarlar.

‘Lipit Gövde’ anlamına gelen Lipozom Teknolojisi ilk kez 1964 yılında geliştirilmiştir. Lipozomal ürünlerin patentli lipozom teknolojisi ile üretimi önemlidir. Lipozom küreciklerinin sızdırmazlığını garanti veren ürünler seçilmelidir.

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It