6 Ekim 2015

Öğrenilmiş Çaresizlik

Sektörümüzde de öğrenilmiş çaresizliği tetikleyen o kadar çok etmen var ki; zaten son derece çözümsüz olan kanunlarımız son düzenlemelerle iyice içinden çıkılmaz hal aldı.

 

Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin geçmişte yaşadığı olumsuz deneyimler, başarısızlıkları karşısında yılması ve mücadeleyi bırakması durumudur. Özetle daha önce çaresiz kalınan durumlar nedeniyle, gelecekte ortaya çıkacak ve çıkan fırsatlar karşısında da çaresizmiş gibi hareket edilmesidir. Mücadele etme gücünü ve tekrar deneme cesaretini kaybeder. Ancak şartların değiştiği durumda bile denemeyi bırakıyorsak, olayların kendi kontrolünde olmadığını, denersek başaracağımız halde denemiyorsak, işte bu bize zarar veren öğrenilmiş çaresizlik durumudur. Bizim sektörümüzde de öğrenilmiş çaresizliği tetikleyen o kadar çok etmen var ki; zaten son derece çözümsüz olan kanunlarımız son düzenlemelerle iyice içinden çıkılmaz hal aldı. Yok imardı yok iskandı yok kapısı böyle olacak yok girişi şöyle olacak yok yüksekliği böyle olacak yok nüfusu şu kadar olacak yok nakil hakkı yok devir hakkı, emin olun insan mevzuata bakınca bakkal açası geliyor.

Tabii çözümcü yaklaşan bürokratları istisna tutarak söylüyorum, bürokratlarımız okuduğu her düzenlemeyi negatifinden değerlendirdiği için mevzuat hazretleri daha da çıkılmaz tünellere dönüşüyor. Alın size tipik bir öğrenilmiş çaresizlik durumu. Olmaz kardeşim yassak kardeşim öyle zorluyor ki meslektaşlarımızı inanılmaz bir durum. Artı devletin ilaç politikası, temel paradigma olarak doğru olsa da pratikte uygulaması sektörü öyle tahrip etti ki; stok zararları sürekli düşen ilaç fiyatları, yoka giren onlarca ilaç, alın sizi başka bir destekleyici unsur. Hele kanser /kemoterapi ilaçları ile ilgili alınan karar ilaç yoğunluklu özellikle de hastane karşısı eczaneleri öyle vurdu ki, cirosunun % 40’ını kaybeden arkadaşlarımız var. Bir de bunların yanında meslek odalarımızın statükocu yaklaşımları da eklenince…

Piyasa/sektör temsilcileri/bürokrasi/ teamüller hep eczacıya şunu empoze ediyor; sen yarı resmi bir kuruluşsun, senin sınırların var, aşılamaz duvarların var, aman ayıp olur, aman sana yakışmaz, sen o kadar eğitim aldın, senin bu ürünleri satmak neyine senin bu işi yapmak neyine, senin sınırları zorlamak neyine, sen özelsin ancak özel ürünleri satarsın, sen sadece ilaç satsan olur. İşte empoze edilen tüm enformasyon tamamen öğrenilmiş çaresizlik sendromu. Ben bir eczacı olarak şunu söylüyorum ve iddia ediyorum ki bizim tip eczacılık dünyanın hiçbir yerinde kalmadı. Artık bize negatif empoze edilen söylemlere karşı durmalıyız, bizler kendi doğrularımızı dünya standartlarına çevirmeliyiz.

Son birkaç ayda dünyanın değişik ülkelerini gezme fırsatı buldum. Dünya eczacılığı artık ilaç dışı öncelikli bir standarda oturmuş. En son Londra’yı ayrıntılı gezme fırsatı buldum. Ünlü alışveriş caddelerinde ki zincir eczaneleri zaten geçiyorum. Özellikle varoş denebilecek caddeleri gezdim. Artık eczaneler bir kimlik kazanmış. Hatta ilgimi çekti büyük eczanelerde ilaç bölümleri Medicine/pharmacy gibi ifadeler yazarak eczaneler bir boyut daha kazanmışlar.

Haksızlık etmemek lazım bizim ülkemizde de takdir edilecek eczanelerimiz var. Biz sadece sektörün geneli için konuşuyoruz. Benim isyanım mesleğimiz adına söz söyleyen otoritelerin bize hep öğrenilmiş çaresizlik aşılayacak yaklaşım tarzları.

Biz eczanelerimizi geliştirmenin savaşını vermek zorundayız, çünkü hiçbir kuralı olmayan, statükosu olmayan, teamülleri olmayan hatta hiç kimseyle muhataplığı olmayan sektörler, kişiler, zincirler, sermayeler aç kurtlar gibi üstümüze üşüşmeye hazırlar. Öğrenilmiş çaresizlik sendromundan kurtulup bizim işletmelerimiz “ECZANE” markası adında kurumsal /güvenilir/müşteri memnuniyeti esaslı ve ülkenin her noktasında yılmadan usanmadan hizmet veren işletmeler olduğunu haykırmalılar. Eczacılık 25.000 şubesi olan ve bu şubelerinde kozmetiğinden anne bebek ürünlerine medikalden bitkisel ürünlere birçok ürünü güvenle /danışmanlık hizmeti anlayışı ile tüketiciye ulaştıran ve işletmesini sürekli geliştiren, değişime açık inovatif yaklaşımları önemseyen, en önemli perakende sektörüdür. Bu bilinç ile eczanelerini geliştiren tüm meslektaşlarıma selam olsun…

Pin It