28 Temmuz 2017

“TÜRKİYE’DE PROBİYOTİK BİLİNCİ VE KULLANIMI SON YILLARDA ARTMAKTA”

HAKAN ALAGOZLU 1

Medical Park Ankara Hastanesi, Gastroenteroloji Bölümü Uzmanı ve 4.Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hakan Alagözlü ile 4.Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi ve mikrobiyotayı konuştuk:

4.Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi ne zaman düzenlenecek? Kongrede ele alınacak konular nelerdir?

Kongremiz 19-22 Ekim 2017 tarihlerinde Papillon Zeugma Otel Antalya’da düzenlenecektir. Probiyotik Prebiyotik Derneği’nin geleneksel yıllık bilimsel etkinliği artan bir coşku ile devam etmektedir. Ekip olarak çalıştığımız arkadaşlarımızın yoğun gayretleri sonucu bu sene de geçmişte olduğu gibi proaktif bir çaba içerisinde yüksek akademik içerik ve daha önce bahsedilmeyen konulara değinmeyi hedefliyoruz. Kongremiz alanında erişkin hastalıkları açısından tek spesifik kongredir. Bu nedenle bağırsak mikrobiyotası (eski ismiyle bağırsak florası) ve probiyotiklerle ilgilenen tüm katılımcıların oldukça faydalanacağı yenilikleri kapsamaktadır. Probiyotik Derneği olarak 6 yıldır probiyotik ve bağırsak mikrobiyotasının Türkiye’de gereken önemi alması konusunda birçok bilimsel aktivite gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Son 5 yıl içerisinde “probiyotikler ve mikrobiyota” ile ilgili çalışmalar büyük bir ivme kazanmıştır. Bağırsaklarımızın “2. Beyin” olarak dünyada literatüre geçmesi son 5 yıl içerisinde olmuştur. “Mikrobiyota ve probiyotikler” birçok disiplini ilgilendiren kavramlardır. Dolayısıyla multidisipliner ilgiyi tek bir çatı altında toplamak ve farkındalığı arttırmak için kongremiz bilimsel bir fırsat meydana getirecektir. Bu konuların hepsi kongremizde heyecanla tartışılacaktır. Kongremizde şu konular ele alınacaktır: Metabolik sendrom, diabetes Mellitus ve bağırsak mikrobiyotası, Obezite ve bağırsak mikrobiyotası ilişkisi, Karaciğer yağlanması ve bağırsak mikrobiyotası, Bağırsak hastalıklarında mikrobiyotanın rolü, Kolon kanseri ve bağırsak mikrobiyotası, Hipertansiyon, böbrek hastalıkları ve bağırsak mikrobiyota ilişkisi, Kalp-damar hastalıkları ve bağırsak mikrobiyotası ilişkisi, Dikkat eksikliği, Otistik Spektrum, depresyon ve bağırsak mikrobiyotası, Antibiyotik kullanımı ve Probiyotikler, Bağışıklık sistemi, Allerji ve bağırsak mikrobiyotası, Mikrobiyota testleri ve analiz yöntemleri, Gaz-şişkinlik ve probiyotiklerin kullanımı, Huzursuz bağırsak sendromunda probiyotikler, Çocukluk çağı hastalıkları ve probiyotikler, Gıdaların genler üzerine etkisi, Detoksifikasyon sistemlerinin mikrobiyotaya etkisi, Popüler diyetlerin sağlık üzerine etkisi, Uzun yaşam ve mikrobiyota gibi farklı bilimsel konular konuşulacaktır.

Bağırsak mikrobiyotası nedir? Probiyotikler nelerdir?

İnsan vücudundaki hücrelerin 10 misli fazlası kadar da bakterilerimiz var. Vücudun deri, ağız, vajina, bağırsaklar gibi çeşitli bölgelerinde yerleşmiş bu bakterilere o bölgenin “florası”, yeni adıyla “mikrobiyota” deniyor. Vücudumuzdaki bakterilerin yaklaşık % 90’ı bağırsaklarımızda yaşıyor. Bağırsak mikrobiyotamız ise 2 kilo ağırlığında ve hem işlevi hem de ağırlığı nedeniyle artık bir organ olarak kabul ediliyor. Bağırsak mikrobiyotasında en azından bin farklı türden bakteri bulunuyor. Mide ve ince bağırsaklar tarafından sindirilemeyen besinlerin sindirimine yardım eden, B ve K vitaminlerinin yapımını sağlayan, hastalık yapabilecek bakterilerin yerleşmesine mani olan bu bakterilerin en önemli özelliği ise bağırsak duvarında bir bariyer vazifesi görerek bizi birçok hastalıktan ve patojen mikroorganizmalardan koruyan bakterilere ise dost bakteriler veya probiyotik bağırsak bakterileri adı veriliyor. Probiyotik dediğimiz sağlığa faydalı bakteriler eczanelerde kapsül, toz veya tablet şeklinde satılıyor.

Bağırsak mikrobiyotasının dengesi zaman içinde bozulursa hangi hastalıklar görülür?

Bağırsak epiteli normalde zararlı mikropların toksik maddelerini geçirmez. Bunda bağırsakta probiyotik dediğimiz dost bakterilerin rolü vardır ve probiyotikler bağırsak sızdırmazlığını sağlayarak bir conta görevi yaparlar. Bağırsak bakterilerindeki en ufak bir bozulma veya zayıflama ise bağırsaktaki bu zararlıların kan dolaşı­mına karışmasına ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Buna sızdıran bağırsak sendromu diyoruz. Gastroenterolojinin birçok alanında da probiyotiklerin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bağırsak bakteri bozukluğu ile ilgili birçok hastalık ilişkili olduğu gösterildi. Fonksiyonel ishal (diyare), enfeksiyöz diyare, fonksiyonel kabızlık, huzursuz bağırsak sendromu, gıda allerjileri, inflamatuvar (iltihaplı) bağırsak hastalıkları, obezite, hepatosteatoz (karaciğer yağlanması), çölyak gibi birçok hastalıkta probiyotiklerin faydalı etkisini gösteren ve bu hastalıkların bağırsak bakterileri ile ilişkili olduğu birçok makalede yayımlanmıştır. Bunlar dışında  otizm, depresyon, panik atak, kaygı bozuklukları, Parkinson hastalığı, Alzheimer, Multiple skleroz gibi hastalıkların Bağırsak mikrobiyotası ile ilişkili olduğu sonuçlar yayımlandı.

Bağırsak mikrobiyotası sağlıklı olmamızın temel unsurudur diyebilir miyiz?

Bağırsak mikrobiyotası bağışıklık sistemimizin % 80’ini teşkil ediyor. Bağırsak mikrobiyotasının yaklaşık % 85’lik kısmı dost yani faydalı probiyotik bakterilerdir. Dolayısıyla sağlığımızda en önemli unsuru teşkil ediyor. Bu faydalı probiyotik bakterileri, yiyeceklerle aldığımız patojen mikroorganizmaların bağırsak duvarından içeri geçmesini engelliyorlar ve bizi çeşitli hastalıklardan koruyorlar.

Diyetler mikrobiyotayı nasıl etkiliyor?

Yapılan çalışmalarda diyet ve beslenmenin mikrobiyotayı değiştirdiği, hatta genlerimizin ifadesini etkilediği gerçeği hızla ilerlemektedir. Tek taraflı protein ağırlıklı beslenmede bağırsak mikrobiyotası bozulmaktadır (disbiyozis). Bozulan bağırsak mikrobiyotası sonucu daha sonra verilen kilolar hızla alınır ve daha sonra zayıflamaya dirençli bir obezite söz konusu olur. Obezitede artık kalori hesaplamalarının çok reel olmadığı, bağırsak mikrobiyotasının kilo değişikliklerinde önemli olduğu gerçeği, hızla kendine daha güvenilir kanıtlar bulmaktadır. Obezlerin bağırsaklarında hazmedilmeyen lifleri ve karbonhidratları parçalayabilen bakterilerin daha ağırlıklı olduğunu buldular. Obezlerde sindirilmeyen liflerden elde edilen kısa zincirli yağ asitlerinden yüzde 15 daha fazla kalori elde edilir. Yani obez ve kilolu insanların gıdalardan enerji elde etme kapasitesi zayıflardan daha yüksek. Bütün bildiğimiz kalori hesap uygulamalarını artık bir kenara bırakalım. Obez kişi sanırım obez hasta demek daha doğru olur ki örnek verecek olursak obez hastanın aldığı bir öğün yemekte 750 kalori alırken, normal sağlıklı kişi aynı öğünden 500 kalori almaktadır. Bu nedenle şablon diyetler yerine “Mikrobiyota esaslı diyetler” yani kişiye özel diyetler artık gündemdeki yerini yavaş yavaş almaktadır. Bu tür diyette “dışkı mikrobiyota analizi” yapmak temel şarttır. Bunlar dışında kişide kan parametrelerini incelemek bu konuya yardımcı olacaktır. Dışkı mikrobiyota testlerinin bilimsel platformda incelenip bu konuda uzman kişiler tarafından sonuçların değerlendirilmesi çok önemlidir.

Türkiye’de probiyotik ürünlerin kullanımı son yıllarda arttı mı?

Türkiye’de probiyotik bilinci ve kullanımı son yıllarda yeni olarak artmakta ve biz Probiyotik Derneği olarak bu bilinci arttırmak için bilimsel kongre ve konferanslar düzenlemekteyiz. Aslında probiyotik olarak Türkiye’de hastalıklara spesifik probiyotikler daha piyasamıza girmedi. Ama genel olarak probiyotik kavramı ve bilinci yerleşmeye başladı. Türkiye’de reçete edilen antibiyotik kullanımı çok fazladır. Ülkemizde probiyotik kullanımının antibiyotik kullanımını azaltacağını düşünüyorum. Özellikle akılcı ilaç kullanımı Türkiye’de çok önem arz ediyor.

Probiyotik ürünler ne zaman kullanılabilir? Ne zaman kullanılmaz?

Probiyotik ürün dediğimiz gıda takviyeleri özellikle kişiye özel tedavi dediğimiz kişinin dışkı mikrobiyotası analizi sonucuna göre verilmesi yönünde gelişmeler söz konusudur. Bu probiyotik ürünlerin çeşitleri çoğaldığı zaman yani hastalıklara göre spesifik probiyotik kullanımı başladığı zaman tedavi daha optimal bir hal alır. Dışarıda satılan probiyotik ürünlerin etiketlerinde mutlaka bu faydalı bakterilerin içeriği cins, tür ve suş olarak yazılmalıdır. Bu şekilde probiyotiğin güvenliği ve içeriği konusunda daha emin adımlar atılmış olunur. Probiyotik gıda takviyeleri genel olarak sağlığımız için faydalı olup bunların tavsiye edilmesi genellikle hekim kontrolünde olmalıdır. Probiyotik bakteriler normalde bağırsağımızda bulunan canlılardır. Bozulan bağırsak bakteri bozukluğu durumunda bağırsak bakteri dengesini düzenlerler. Probiyotik ürünlerin immün sistemi düşüren ilaçlarla alınması tavsiye edilmez. Onun dışında güvenilirliği yüksektir.

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It