16 Mart 2026 / Pazartesi
  • Ana Sayfa
  • Gündem
  • Röportaj
  • Dermokozmetik
  • Yeni Ürün
  • Anne & Bebek
  • Atama
  • Vitamin
  • İlaç
  • Medikal
  • KÜNYE
  • İLETİŞİM
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Gündem
  • Röportaj
  • Dermokozmetik
  • Yeni Ürün
  • Anne & Bebek
  • Atama
  • Vitamin
  • İlaç
  • Medikal
  • KÜNYE
  • İLETİŞİM
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

Türkiye İlaç Sektörü Raporu 2025: Stratejik Bir Değerlendirme

Tuncay TAŞKIN Yazan Tuncay TAŞKIN
11 Mart 2026
Kategori : Manşet
A A
Dünya Longevity Konusunda Nasıl İlerliyor? Üniversitelerde Ne Gibi Araştırmalar Yapılıyor?

Türkiye İlaç Sektörü Raporu 2025: Stratejik Bir Değerlendirme

IQVIA tarafından, Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) ve EFPIA sponsorluğunda hazırlanan Türkiye İlaç Sektörü Raporu 2025, Türkiye sağlık ve ilaç ekosisteminin bugününü anlatmakla yetinmiyor; aslında sektörün önüne net bir soru koyuyor:
Bu yapıyla nereye kadar?

Rapor, sağlık harcamalarından inovasyona, üretimden insan kaynağına kadar birçok başlığı birlikte ele alarak Türkiye’nin güçlü ve zayıf yönlerini bütüncül bir perspektifle ortaya koyuyor. Ortaya çıkan tablo ise tanıdık ama bir o kadar da düşündürücü.

Türkiye, sağlık harcamalarının GSYH içindeki payı (%4,3) ve kişi başı sağlık harcaması (2.103 dolar) açısından OECD ortalamasının belirgin şekilde altında. Benzer bir durum kişi başı ilaç harcamasında da görülüyor: 131 dolar ile Türkiye, OECD ülkeleri arasında en alt sıralarda yer alıyor.

Bu tablo, uzun yıllardır uygulanan maliyet kontrolü ve bütçe disiplini odaklı sağlık politikasının bir sonucu. Sistem bugüne kadar erişimi genişletmeyi başardı; ancak artık aynı yaklaşım, kaliteyi, yenilikçi tedavilere erişimi ve sektörün katma değer üretme kapasitesini sınırlayan bir faktöre dönüşmüş durumda.

Türkiye’nin son 40 yılda doğuşta yaşam beklentisini en fazla artıran OECD ülkesi olması önemli bir başarı. Sağlık altyapısına yapılan yatırımların ve hizmetlere erişimin genişlemesinin olumlu sonuçları açıkça görülüyor.

Ancak artan yaşam süresi, beraberinde kronik hastalık yükünü, uzun süreli tedavileri ve daha karmaşık ilaç ihtiyaçlarını getiriyor. Mevcut harcama seviyeleriyle bu yükün ne kadar sürdürülebilir olduğu ise artık ciddi biçimde tartışılmalı.

2024 itibarıyla küresel ilaç pazarı yaklaşık 1,75 trilyon dolara ulaşmış durumda. Türkiye ise 11,5 milyar dolarlık pazar büyüklüğüyle dünya sıralamasında 19. sırada yer alıyor. Yerel para birimi bazında güçlü bir büyüme söz konusu; ancak dolar bazında artış oldukça sınırlı.

Bu farkın arkasında; referans fiyat sistemi, döviz kuru uygulamaları ve geri ödeme mekanizmaları bulunuyor. Türkiye pazarı hacim bazında büyürken, değer bazında gelişmiş ülkelere kıyasla geride kalıyor. Ortalama kutu fiyatlarının düşük olması, yenilikçi ve yüksek katma değerli ürünlerin pazara girişini zorlaştırıyor.

Rapora göre Türkiye’de patent korumalı ilaçların toplam pazar içindeki payı yaklaşık %16. ABD ve birçok AB ülkesinde bu oran %40–67 bandında. Türkiye’de patentli ürünlerin büyük bölümü onkoloji alanında yoğunlaşırken, diğer terapötik alanlarda yenilikçi ürünlere erişim oldukça sınırlı.

Biyoteknolojik ilaçlar ve biyobenzerler, Türkiye için önemli bir fırsat alanı olarak görülse de; regülasyonlar, fiyat baskısı ve geri ödeme süreçleri bu potansiyelin tam anlamıyla hayata geçmesini zorlaştırıyor. Oysa inovasyona erişim, yalnızca hasta sonuçlarını değil, sektörün uzun vadeli rekabet gücünü de doğrudan etkiliyor.

Türkiye, hastane ve yatak kapasitesi açısından birçok OECD ülkesinin önünde. Buna karşın hekim ve hemşire sayısında listenin alt sıralarında yer alıyor. Bu durum, sağlık sisteminin fiziksel altyapı yatırımlarıyla büyüdüğünü; ancak insan kaynağıyla aynı oranda desteklenemediğini gösteriyor.

Bebek ölüm oranlarının OECD ortalamasının üzerinde seyretmesi de bu dengesizliğin önemli bir uyarı sinyali niteliğinde.

Türkiye ilaç sektöründe yerli üretim, kutu bazında pazara hâkim. Ancak değer bazında ithal ve yenilikçi ürünler öne çıkıyor. İhracat artışına rağmen kilogram başına ihracat değerinin düşük olması, sektörün hâlâ düşük katma değerli üretim yapısına sıkıştığını gösteriyor.

Ar-Ge merkezleri, klinik araştırmalar ve biyoteknoloji yatırımları; doğrudan yabancı yatırımlar açısından kritik önemde. Ancak bu alanlarda öngörülebilir ve uzun vadeli politikalar olmadan kalıcı bir dönüşüm zor görünüyor.

Önümüzdeki 5 Yıl: Sektör Nereye Gidiyor?

Önümüzdeki beş yıl, Türkiye ilaç sektörü için bir geçiş dönemi olacak.

  • Fiyat ve bütçe odaklı model, artan kronik hastalık yükü karşısında daha fazla zorlanacak.
  • Biyoteknoloji ve yenilikçi ürünler, sektör içinde belirgin bir ayrışma yaratacak.
  • Klinik araştırmalar, hem ilaca erişim hem de yatırım çekme açısından stratejik bir kaldıraç haline gelecek.
  • İnsan kaynağı planlaması, sistemin sürdürülebilirliği açısından en kritik başlıklardan biri olacak.

Türkiye ya hacim bazlı büyüyen, düşük fiyatlı bir pazar olarak kalacak; ya da yüksek katma değer üreten, inovasyon odaklı ve küresel ilaç değer zincirinde daha üst sıralara çıkan bir ekosisteme dönüşecek.

Türkiye İlaç Sektörü Raporu 2025, rakamların ötesinde açık bir mesaj veriyor:
Mevcut yapı kısa vadede bütçe disiplini sağlıyor olabilir; ancak uzun vadede inovasyonu, erişimi ve küresel rekabet gücünü sınırlıyor.

Önümüzdeki dönem, Türkiye ilaç sektörü için yalnızca bir büyüme süreci değil, aynı zamanda stratejik bir kimlik seçimi olacak.

Kaynak: Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) – Türkiye İlaç Sektörü Raporu 2025
Tam rapor: aifd.org.tr

Tartışmaya katılmak için lütfen giriş yapın
OTC News

Barbaros Hayrettin Paşa Mah. 1993 Sk. Papatya Residence 2. No: 35. A Blok. Kat: 6 Daire; 109
ESENYURT/İSTANBUL
Tel: 0212- 853 63 05 Fax: 0212- 853 63 15

© 2021 Tekprosis Bilgisayar - Tekprosis Professional Partner

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Gündem
  • Röportaj
  • Dermokozmetik
  • Yeni Ürün
  • Anne & Bebek
  • Atama
  • Vitamin
  • İlaç
  • Medikal
  • KÜNYE
  • İLETİŞİM

© 2021 Tekprosis Bilgisayar - Tekprosis Professional Partner